30 Ağustos 2013 - 16:51
Mısır'dan Türkiye'ye İlahi Adaletin Tecellisi‏

Allah'ın adıyla Suriye hükümetinin kimyasal silahı kullandığına dair en ufak bir ipucu dahi henüz bulunmazken alelacele savaş hazırlığına giren Batı’yı ve onun piyonu ülkeleri bu aceleciliğe iten şüphesiz İsrail’dir. Çünkü bu savaştan en karlı çıkmayı hedefleyen ülke İsrail’dir. 2 yıldır Suriye kriziyle 1 taşla 2 kuş vurulmuştur. Hem bölgede mezhepsel savaş başlamış ve Amerika ve Batı’nın elleri temiz kalırken bölgedeki Müslümanların elleri kirlenerek birbirlerine tarihte olmadığı kadar nefret kusarak mezhepsel kinlerini pekiştirmişlerdir, hem de Kürt devleti için sağlam temeller atılmıştır

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye’ye açılacak olan savaşın “Beşşar Esad’ı yıkmadan, devirmeden cezalandırmak” tan ibaret olduğunu savunarak Rusya ve Çin balans ayarını yapmaya çalıştıklarını sanan Batı aslında bununla bölgenin doğacak iç savaşla birlikte bütün kanını kaybederek intihar etmesini istemektedir. Belki kesinlikle postallarla kara harekatı olmayacak ve sınırlı bir iki hava harekatı olacaktır. Ama ülkeyi toz duman aldıktan sonra eli silahlı bütün başı boş radikal çeteler yağmalama ve katliam hareketleri için yüksek dozda seferber olacaktır. Müslümanların birbirini delik deşik etmelerini ise İsrail ve Türkiye köşelerinden seyredeceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü savaşın 2. perdesi bu iki ülkeyi de kapsayacaktır.

Şimdi bu senaryoya tek başına alet olan Sünni dünyasının baş aktörlerine bir göz atalım..

Son yıllarda Beşşar hükümetini devirmek için olağanüstü çaba sarfeden Arap Birliği, Filistin'in kurtuluşu için tarihte hiç bir zaman böylesine çaba sarfetmemiştir. Değerli yalnızlık adı altında siyasetteki beceriksizliğini ört bas etmeye çalışan Türkiye hükümeti ise Mısır’daki ve Suriye’deki olaylar için harcadığı enerjisinin 0.1’ini Filistinli şehitleri zaten geçtim, Mavi Marmara şehitleri için dahi hiçbir zaman harcamadığı yetmiyormuş gibi bir yanda Beşşar’la masaya oturmayı reddederken İsrail hükümeti ile müzakere masasına oturmuş, el sıkışmıştır.

Mısırlı Esma Baltaci için timsah gözyaşını akıtan bu şovmenler Filistin’de binlerce çocuk için hiç böylesine ağlamamıştır, hiç askeri yaptırım seçeneğini düşünmemiştir, hiç örgütlenmemiş, hiç tasalanmamış ve uluslararası yaptırımlar için hiç çağrıda bulunup demeçler vermemiştir. Bölgede oluk oluk akan kan, hiçbir siyasi ilkesi ve prensibi olmadığı gibi uluslar arası adalet standartından yoksun Batı’nın kapı kulu olan AKP gibi hükümetlerin mesuliyetindedir ve bölgedeki vahşete çanak tutan bu rejimler gerçek müminler tarafından mahkum edilmişlerdir.  

Lakin ilahi adalet derki: Şiddeti eken şiddet biçecektir…

Kahire gösterilerinde öldürülen Mısırlı Esma’nın babası Müslüman Kardeşler Cemaatinin ileri gelenlerinden ve bu Cemaatin kapitalist para babalarından Muhammed Baltaci’dir. Mursi henüz hükümetin başındayken anayasadaki değişiklikten tutun da valilerin atanmasına kadar icraatlarından memnun kalmayan Kahire sokaklarına dökülmüş muhaliflere karşı şiddet kullanması için Mursi’ye facebook adresinden çağrıda bulunarak şöyle seslenmişti: “Sayın Mısır Cumhurbaşkanı, bu azgın topluluğa bütün gücünüzle ve şiddetinizle müdahale etmek için hala neden bekliyorsunuz?! Gerekirse olağanüstü hal ilan edilmesi gerekmektedir, Sizin üzerinize düşen derhal bu eylemlere şiddetle müdahele etmektir. Eğer şiddete şiddetle karşılık vermezseniz tarih ve Allah sizi sorgulayacaktır.”

Hükümeti devralmasından itibaren empatiye, adalete, karşıt görüşe saygıya, ortak yol bulmaya ve muhalefetle diyaloğa şiddetle karşı olan Müslüman Kardeşler Cemaati’nin ileri gelenlerinden olan bu şahıs şiddet için çağrıda bulunmuş, kadere (!) bakın ki kızı bu şiddetin kurbanı olmuştur…

Hafızam beni birden 2005 ve 2006 yılına ışınladı. O yıllarda Müslüman Kardeşler Cemaati’nin mürşidi/lideri olan Muhammed Akif de 2005 yılında “Ahir Saa” adlı dergiye verdiği demeçte Cemaat’in Mübarek’i desteklediğini ve ona hayran olduğunu söylemişti. Bu demecinden bir yıl sonra 2006’da gizli kaydedilmiş bir telefon görüşmesinde eğer hükümetin başına gelirlerse Cemaat’e karşıt olan herkesi ayakkabılarıyla tekmeleyeceklerini söylemiş ve “Mısır’ın da, Mısırlının da canı cehenneme!” demişti.

Yıl 2013, başa geldikten 1 yıl sonra ordu onları tekmelemiş ve Müslüman Kardeşler Cemaati’nin canı cehenneme dercesine onları katletmiştir…

Müslüman Kardeşler Cemaati’nin sözcüsü Isam el-Aryan da 2012 yılında bir televizyon programında Cemal Abdunnasır’ın Yahudileri Mısır’dan kovduğu için zalim olduğunu ve İsraillilerin Mısır’a dönmesinin herkes için hayırlı olacağını söylemiş ve “Bütün İsraillilere çağrıda bulunuyorum, Mısır’a dönsünler, onların buraya dönmesi daha hayırlıdır” demişti.

Yıl 2013 ve İsrail Mısır’ı da kapsayan büyük bir yıkım projesiyle geliyor zaten…

SONUÇ: Şiddet ekmişler ve şiddet biçmişlerdir…

Müslümanlara karşı duyarsız, Batı’ya karşı köle olan Sünni topluluğunun modern Mısır versiyonu olan Müslüman Kardeşler Cemaati’nin üstünde kara bulut gibi gezen bu “Divine Curse”, aslında Cemaatin kurucusu olan Hasan el-Benna'nın yaşadığı tarihe kadar dayanmaktadır. Hasan el-Benna’nın İngilizlerle ve kukla Mısır hükümetiyle olan sıkı ilişki içinde olması yüzünden katledilmesiyle başlayan bu lanet, günümüzde de devam etmektedir.

1 hafta önce tutuklanan Müslüman Kardeşler Cemaati’nin mürşidi/lideri Muhammed Bedi, sorgulanması esnasında Hayrat Şatır gibi Cemaatin en ileri gelen finansörlerinden Muhammed Baltaci’yı suçlayarak, malını Mısır gençliğini silahlandırmaya vakfettiğini, böylelikle Mısır’da şiddetin ve katliamın artmasına neden olanlardan birisi olduğunu iddia etmiştir.

Safvet Hicazi de tutukluluğu sırasında Cemaatten ayrıldığını ilan edenler listesine eklenen son popüler isim. Son günlerde iyice bölünen bu Cemaatteki hareketlilik ve “nefsî ya nefsî” psikolojisi, Mursi idam edilirse bari kellemizi kurtaralım çabası mıdır yoksa Hasan el-Benna döneminden beridir süre gelen Kapitalist bir kaygı olan taht kavgası mıdır bilinmez ama bilinen en önemli detay ise oldukça acemi bir lider olan Mursi’nin ipiyle indikleri kuyudan bir daha asla gün yüzüne çıkamayacak olduklarıdır.

Hükümeti devraldığı günden tutun da Pakistan’da Felsefe dalında fahri doktora ünvanı alırken dünyaya rezil olduğu İngilizce demecine kadar klasik bir Mısır komedi filminin aktörlüğünü üstlenmişcesine Mısır ve Mısırlıların ağırlığını hiçbir zaman taşıyamayan Mursi ve onu destekleyen Müslüman Kardeşler Cemaati, Sünni dünyasının içten kokuşmuşluğunun ve kopuşmuşluğunun 21. yüzyıldaki ayak sesleridir. Bu kokuşmuşluk ve bölünme, Suriye savaşıyla birlikte “değerli yalnızlık” adlı maske altında “Batı’nın ve İsrail’in değerlerini koruma ve kollama” misyonunu üstlenmiş zavallı köleler topluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu köleler topluluğu tarihten günümüze kadar Müslümanlar arasında şiddet ektiği için şiddet biçmeye devam edecektir.

Bahreyn’deki vahşete sessiz kalan, İsrail'in Filistin katliamlarını ve Gazze soykırımlarını unutan ve hala daha sürmekte olan İsrail vahşetine kulak tıkayan, Mısır’daki masum Şiilerin hunharca öldürülmesine seyirci kalan, sırf Batı ve İsrail çıkarlarına hizmet etmek için Suriye’nin ve Lübnan’ın üstüne benzin döküp yakan ve pişkin “horseman” edasıyla zaferler kazandığını sanan Türkiye Sünnileri acep ektikleri şiddeti nasıl biçeceklerdir? 

BETÜL HANZALA

KAYNAKLAR:

http://new.elfagr.org/Detail.aspx?secid=1&nwsId=392453&vid=2

http://gate.ahram.org.eg/News/152288.aspx

http://www.alwatanvoice.com/arabic/news/2006/05/26/45733.html

http://www.youtube.com/watch?v=ja4ImeaBHt4

http://www.el-balad.com/174785/mhmd-mhdy-aakf-mrshd-ale.aspx#.Uh5WLxvJQao

http://www.youtube.com/watch?v=CshKgQTEUVI

http://www.egy-press.com/StoryDetails.aspx?StoryID=32779#.Uh5eSBvJQap

http://www.al-akhbar.com/node/174919

http://www.akhbarak.net/news/2013/07/28/2991338/articles/13126635/البلتاجي_الحكومي_يفضح_البلتاجي_المعارض#

http://www.alarabiya.net/ar/arab-and-world/egypt/2013/08/22/صفوت-حجازي-يتبرأ-في-تحقيقات-النيابة-من-الإخوان-المسلمين.html

http://www.youtube.com/watch?v=xXoDD2RpxHo